|
Yasal Uyarı: Bu site sağlık profesyonelleri için hazırlanmıştır.
Kaynak gösterilmek ve
yazarın ismi belirtilmek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazıların bilimsel ve
hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.
|
|
|
|
|
|
|
|
Hastane Yönetimi
Dr. Ş.Ergun ŞENEL |
Hastaneler, Ulusal Sağlık Sistemleri'nin kaynaklarını tüketen en önemli
işletmelerdir.(1) Tüm sağlık harcamaları içinde yataklı tedavi
kurumlarınca gerçekleştirilen harcamalar en büyük harcama kalemini
oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkelerin toplam sağlık harcamalarının yaklaşık
yarısı, Türkiye' de ise yapılan sağlık harcamalarının üçte birinden
fazlası, hastaneler kanalıyla gerçekleştirilmektedir. Diğer bir deyişle,
yataklı tedavi kurumlarında yapılan tedavi giderlerinin, en büyük harcama
kalemini oluşturduğu açık bir şekilde görülmektedir.(2)
Hastane organizasyonları bu nedenle farklı yapılardır. İşlemlerin büyük
kısmı acil ve ertelenemez niteliktedir. İşlevsel bağımlılığı çok yüksektir
ve bu nedenle sağlık kurumlarının yönetimi de yönetimin en zor
gerçekleştiği yerlerin başında gelir.(3) Hastanelerin yönetim karmaşasının
bir nedeni de matriks organizasyon yapısında faaliyet göstermeleridir.
Matriks organizasyon, faaliyetlerin fonksiyon esasına göre
gruplandırıldığı bir organizasyonun üstüne proje organizasyonunun monte
edilmesiyle ortaya çıkan bir yapıdır. Matriks organizasyonda iki tür
yönetici bulunmaktadır; Fonksiyonel yönetici ile proje yöneticisi.
Fonksiyonel yönetici, işin kimler tarafından, nerede (hangi projede) ve
mesleki açıdan nasıl yapılacağı konularıyla ilgilenmektedir. Proje
yöneticisi ise, neyin ne zaman ve neden yapılacağını belirlemektedir.
Bir hastanın tedavisinde yalnızca hekim ve hemşire yer alabilirken, başka
bir hastanın tedavisinden hekim, hemşire, ameliyathane ve fizik-tedavi ve
rehabilitasyon bölümü personeli ile sosyal hizmet uzmanı da yer
alabilmektedir. Uygulanan tedavi "şahsileştirilmiş tedavi" olduğundan, her
hasta hekim için projedir.(4)
Bu genel girişten sonra, Türkiye'deki, hastanelerin yönetim sistemini
inceleyecek olursak; tüm hastaneleri temsil eden tek bir organizasyon
yapısı göstermek mümkün değildir. Ülkemiz sağlık hizmetlerinin % 94'ü kâr
amacı gütmeyen kamu hastaneleri tarafından üretilmektedir. Hizmetlerin
yürütülmesinden sorumlu üst yöneticiler, mesleki uygulamalarının yanında
ek bir görev olarak idari faaliyetleri de yürüten başhekimlerdir. Yataklı
Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği'ne göre hastanelerin üst yöneticisi
başhekimdir.(5) İdari hiyerarşi, tepeden tabana dikey bir otorite
kullanımı yapısındadır.
Hastanelerimizin yapılanmasında ön planda olan dikey hiyerarşik
örgütlemeyi incelersek; bu yapı içindeki işler, kumanda zinciri meydana
getiren bir yetki ve sorumluluk hiyerarşisi çerçevesinde düzenlenmekte ve
her işin yetkisi ile sorumluluğu titizlikle tanımlanmaktadır. Yani alt
kademedeki her çalışan, bir üst kademedeki çalışanın denetim ve gözetimi
altındadır.
Hastanelerimizde iletişim de aynı modeli izler. Denetim açısından
iletişim, emir ve talimatlar yoluyla üst kademelerden alt kademelere doğru
sağlanır. Sonuçları bildiren geri bildirim açısından ise alt kademelerden
üst kademelere doğru işler.(6) Bu çerçevede bir kumanda zinciri varolduğu
zaman, çalışanlardan tek beklenen, amirlerinden gelen emirleri
uygulamalarıdır.(7)
Sağlık hizmetlerinde hızlı ve doğru karar verme çoğu kez yaşamsal önem
taşımaktadır. Bu nedenle hastanelerde yöneticiler ve çalışanlar arasında
karşılıklı bilgi alışverişi için gerekli yoğun bir iletişim ortamının
sağlanması zorunluluktur. Başta; hastaya uygulanacak tanı, tedavi ve bakım
ile ilgili karar alma süreçleri olmak üzere idari süreçler de dahil
hastanedeki tüm süreçlerde güçlü ve hızlı bir iletişim ortamının
sağlanması tüm birim yöneticilerinin en önemli görevlerindendir.(8)
Ülkemiz hastanelerinin % 51'ini oluşturan Sağlık Bakanlığı hastanelerinin
örgüt şemaları incelendiğinde bu hastanelerde en üst yönetici konumunda
tıp profesyoneli olan hastane başhekimlerinin olduğu görülecektir.
Başhekimlik meslek memurluğu niteliğinde bir görev ünvanını
tanımlamaktadır. Başka bir ifade ile, başhekimlik yalnız hekimlerin
atandığı bir görevdir. ABD ve diğer bazı batı ülkelerinde bulunan
başhekimlik de bir meslek memurluğudur. Ancak bu ülkelerde başhekimler
hastanelerin üst yöneticisi olmayıp, sadece hekimlerin hiyerarşik üstü ve
hekimlik hizmetlerinin yöneticisi konumundadır. Başhekimler, diğer hastane
yöneticileri gibi bir üst yöneticiye bağlıdırlar. Üst yöneticiler,
hekimler yanında hekim olmayanlar arasından seçilmektedir.(9)
KAVUNCUBAŞI tarafından yapılan bir çalışmada; (113'ü başhekim ve
yardımcısı, 159 tanesi de hastane müdür ve müdür yardımcısı konumundaki
282 yöneticiye uygulanan anket çalışması) ülkemizde hastane üst yönetimini
oluşturan yöneticilerin Rensis Likert tarafından sistem II veya babacan
otoriter yönetim davranışı altında toplanan davranışları sergiledikleri
gözlenmiştir. Bu tür davranışı benimseyen yönetici; astlarına fazlaca
güven duymamakta, aşağıdan yukarıya iletişime fazlaca olanak tanımamakta,
ödüllendirme yanında cezalandırmayı da kullanarak astlarını
isteklendirmekte, astlarının kararlara katılımını sınırlamakta, astların
fikirlerini dinlemekte ancak kararları tek başına almaktadır. Aynı
araştırmada ortaya çıkan diğer bir önemli sonuç ise yöneticilerin
kurallara son derece önem verdikleri; değişiklikleri uygulamaya da çok
istekli davranmamalarıdır.(10)
Başhekimlik ve yardımcılıklarının altında yer alan hastane müdürlükleri
ise ABD'de 1920-50 arasındaki idare müdürü, daha doğru bir deyimle
başhekimlik sekreterya işlevlerini yürüten bir organ konumundadırlar.
Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Sigortalar Kurumu hastanelerimizin çağdaş
işletmecilik bağlamında örgüt yapılarına sahip olmamaları, bu
hastanelerimizde çağdaş anlamda yönetim yaklaşımlarına rastlanmamasına da
neden olmaktadır.
Sektörün yatak kapasitesi olarak yaklaşık % 14'ünü oluşturan Üniversite
hastaneleri, hastanelerin matriks yapılarına bir de üniversitelerin
akademik yapılarının eklenmesi ile daha karmaşık bir yapıya sahiptirler.
Ancak, üniversite hastanelerinin tümünde Sağlık Bakanlığı ve Sosyal
Sigortalar Kurumu hastanelerinde olduğu gibi hastanenin en üst yönetim
organı olarak hastane başhekimliği tanımlanmıştır. Başhekim ünvanı,
yükseköğretim ile ilgili mevzuatta yer almamaktadır. Buna karşın tüm
üniversitelerde aynı uygulama sürdürülmekte, Sağlık Bakanlığı'nın hastane
yapılanması taklit edilmektedir.(11) Hastane müdürlükleri ise Sağlık
Bakanlığı ve Sosyal Sigortalar Kurumu hastanelerindeki hastane
müdürlüklerinin yerine getirdikleri idari müdürlüğe benzer bir
pozisyondur.(12)
Hastanenin üst yöneticisi konumunda yer alan hastane başhekimi, çağdaş
hastane işletmeciliğinde tıp hizmetlerinin örgütlenmesi, denetimi ve
hastane yönetimi ile koordinasyonu işlevlerini yüklenen bir hastane organı
olması gerekirken, üniversite hastane yönetmeliklerinde bu işlevler
yerine, hastanenin günlük idari ve destek hizmetlerinin yürütülmesi ve
denetlenmesi işlevlerini yerine getiren bir hastane organı konumunda
tanımlanmıştır.(13) Ayrıca, hastanede sağlık hizmetlerinin verilmesinden
sorumlu başhekimlerin, bu hizmeti üreten hekimlerin bağlı olduğu anabilim
dalı başkanlarının hiyerarşik üstü olmaması, yönetim boşluğu yanında başka
bir önemli soruna daha neden olmaktadır. Hem uygulamalı tıp eğitiminin hem
de sağlık hizmetinin verildiği kurumlar olan üniversite hastanelerinin bu
iki fonksiyonunun planlanması ve uygulaması farklı kişilerin yetki
alanlarına girmektedir. Gerek tıp eğitiminden, gerekse tıpta uzmanlık
eğitiminden sorumlu olan anabilim dalı başkanlarının, eğitim ilke ve
programları ile hastanede verilen sağlık hizmetlerinin sorumlusu
başhekimlerin hizmet ilke ve programlarının çatışması, her iki fonksiyonun
da etkisini büyük ölçüde sınırlandırabilmektedir.(14)
Yukarıda ülkemiz kamu hastanelerinin genel yönetim yapıları aktarılmıştır.
Bu örgütsel yapıya ilave olarak özellikle Sağlık Bakanlığı ve Sosyal
Sigortalar Kurumu Hastanelerinin hizmet planlama, uygulama, karar verme ve
kaynak tahsis etme gibi her alanındaki yetkileri yalnızca merkezi yönetim
olarak Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Sigortalar Kurumu Sağlık İşleri Genel
Müdürlüğü tarafından belirlenmektedir.(15)
Oysa; Yönetim bir bilimdir ve gelişim içindedir. 1880'den öncesi "Bilimsel
yönetim öncesi dönem" olarak adlandırılır. Bu tarihten sonrası ise
"Bilimsel yönetim dönemi" olarak literatüre girmiştir. Bilimsel yönetim
dönemi de: Klasik (geleneksel), Neo-klasik (yeni- geleneksel) ve Modern
yönetim düşünceleriyle günümüze gelmiştir. Yukarıda özetlemeye
çalıştığımız mevcut hastane yönetimleri çağdaş yönetim tekniklerinin
gereklerini karşılamamaktadır. Temelde müşteri odaklılık ve müşteri
memnuniyetini hedef alan modern işletme yönetimleri yanı sıra
akreditasyonun öncelikli olduğu hastane yönetimlerini bir başka yazıda
incelemek dileğiyle.
KAYNAKLAR
1- Şahin, Ümit, "Hastanelerin Özellikleri", Kalder Forum,
Nisan-Mayıs-Haziran 2003, s.27
2- Tokat, Mehmet , Kısaer, Hülya, Hastanelerde Maliyet Etkinlik Ve
Performans Analizi, Milli Prodüktivite Merkezi Yayınları: 455, Ankara:
1991, s.35
3- Ersoy, Korkut, "Sağlık Yönetiminde Klinik Süreçler ve Standartlar",
Medikal Trend, Şubat 2002, s.38
4- Seçim, Hikmet, Hastane Yönetim ve Organizasyonu: Türkiyede Hastanelerin
Yönetim Ve Organizasyonu İçin Bir Model Önerisi, İşletme Fak. Yayın No:
252, İstanbul, 1991,s.22
5-Özcan, Cemil., "Üniversite Hastanelerinin Yönetim Yapısının İncelenmesi
ve Yeni Bir Model Önerisi" Dokuz Eylül Üniversitesi, 1. Ulusal Sağlık
Kuruluşları Ve Hastane Yönetimi Sempozyumu Kitabı, Editörler: Muammer
Doğan, Ömer Harmancıoğlu, Yasemin Yeğinboy, Rektörlük Matbaası Alsancak/İzmir,
1995, s. 21
6- Weaver, Charles N., Toplam Kalite Yönetimi'nin Dört Aşaması, Sistem
Yayıncılık, 4.Basım, Şubat 2003, İstanbul,s.8
7- Weaver, a.g.k., s.9
8- Songür, Neşe., "Tüsiad-Kalder Kalite Ödülü İş Mükemmelliği Modelinin
Sağlık Kuruluşlarında Uygulanabilirliği, Hastanelerde Akreditasyon", www.med.gazi.edu.tr/gazihast/1.kalitegunleri1.Html
9- Özcan, a.g.k., s.22
10- Şahin, Ümit, - İrten (Benli), Pınar, "Hastane İşletmeciliğinde ISO
9000 Kalite Güvence Sistemi Uygulamaları", Sağlık Kuruluşları Ve Hastane
Yönetimi Sempozyumu Kitabı, Editör: Korkut Ersoy, Şahin Kavuncubaşı,
Haberal Eğitim Vakfı, Ankara, 1999, s.228
11- Özcan, a.g.k., s. 22
12- Şahin Ümit, "Hastane İşletmeciliğinde Toplam Kalite Yönetimi", Sağlık
Kuruluşları ve Hastane Yönetimi Sempozyumu, Editör: Korkut Ersoy,
Şahin Kavuncubaşı, Haberal Eğitim Vakfı, 1999,s.290
13-Şahin, a.g.m.,, s.291
14- Özcan, a.g.k., s. 23
15- Şahin, a.g.m., s.293
başa dön
|